ÖNSÖZ

Her geçen gün etkisini daha belirgin bir şekilde hissettiğimiz küresel iklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından birisi, kullanılabilir t...

10 Ocak 2019 Perşembe

DÜNYAMIZIN İÇME SUYU AZALIYOR

Dünyamızdaki içme suyunun büyük bir kısmı yeraltı sularındandan geliyor. Fakat ne yazık ki, bu yeraltı su kaynağı sonsuza dek yenilenemiyor. Son araştırmalar yeraltı sularının sadece yüzde 6'sının düzenli olarak yenilendiğini gösterdi. Yeraltı su kaynaklarının üçte biri tamamen tükenmiş, diğer birçok kaynak ise pestisit, hidrolik kırma, kimyasallar veya aşırı tohumlama yüzünden kirlenmiş durumda.

Ancak Kanada'da Saskatchewan Üniversitesi'nden Grant Ferguson önemli bir soruna daha dikkat çekiyor: İçme suyu için uygun yeraltı suyu tabakası tahmin edilenden daha ince olabilir. Araştırma çerçevesinde ABD'de 28 su kaynağında, suyun hangi seviyeden sonra "tatlıdan" hafif tuzluya ve nihayetinde tuzlu dip suyuna dönüştüğünü incelendi. Sürpriz sonuca göre içilebilir yeraltı suyundan tuzlu tabakalara geçiş düşünülenden daha önce başlıyor. ABD'deki tortul havzalarında ortalama olarak 550 metreden itibaren hafif tuzlu su başlıyor. 

Bazı bölgelerde tatlı su bir kilometre derinliğe kadar devam ediyor ama bazı yerlerde de 200 ila 300 metre derinlikten itibaren tuzlu su görülüyor. Bu da yeraltı sularının tahmin edilenden daha az olduğu anlamına gelebilir, hem ABD'de hem de dünya genelinde.  "ABD'de elde ettiğimiz sonuçlar, küresel olarak da tahmin edilenden daha az yeraltı suyunun kaldığı anlamına gelebilir." diyor araştırmacılar.
 
On yıllardan bu yana, yenilenebilecek miktardan çok daha su çekilmesi yüzünden dünyada birçok bölgede yeraltı sularının seviyesi azalıyor. Gitgide daha derin kuyular açıldığı takdirde yakında borulardan tuzlu su akabilir. ABD'nin Orta Batı Bölgesi'nde şimdiden durum böyle.
Anadarko ve Sadwick havzalarında ise 50 metreden sonra tuzlu su çıkıyor. Sonuçta dünya genelindeki yeraltı su kaynakları iki açıdan tehdit altında: Yukarıdan kirlenme var ve aşırı derecede su çekiliyor, altta ise tuzlu su akıyor yeraltı rezervlerine. 

Competetion for shrinking window of low salinity groundwater. Environmental Research Letters. 14. 11.2018

4 Ocak 2019 Cuma

Kent Konseyi Buluşması

4 Ocak 2019'daki Datça Kent Konseyi buluşmasında Datça Kent Konseyi Su Çalışma Grubunca Ağustos 2017'den Ocak 2019'a kadar yapılan çalışmaların kısa bir özeti bir video ile katılımcılarla paylaşıldı:


Daha geniş bilgi için grup tarafından hazırlanan DATÇA SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ, EKONOMİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMI RAPORUNA bakabilirsiniz.

29 Aralık 2018 Cumartesi

DATÇA İÇİN YENİ "SU" PROJELERİ


















Su Çalışma Grubu'muzun bu hafta konukları vardı. Belediye Başkanımız Gürsel Uçar, Muski Genel Müdürü Baki Ülgen ve Muski Datça Şube Müdürü Zeynel Öztürk'le ilçemizin su durumunu ve    yapılan çalışmaları konuştuk.

Muski Genel Müdürü Baki Ülgen, Su Çalışma Grubu'muzun bir buçuk yılı aşkın bir zamandır Datça'nın su durumunu ile ilgili araştırmalarını, hazırladığımız raporu, bloğumuzu, arıtma tesisinden denize deşarj edilen suyun kullanıması ile ilgili proje ve çözüm önerilerimizi dinledi. Muski tarafından yapılmakta olan ve planlanan projeler hakkında bilgi verdi.















Muski Genel Müdürü Baki Ülgen: 
DATÇA İÇİN EN AKILCI ÇÖZÜM, DENİZDEN TATLI SU ELDE EDİLMESİ

"Datça'da bu yıl şebekedeki kayıp kaçaklarını önleyince yeraltı su deposundan yüzde 50 daha az su çektik. Ancak yine de suyumuzun azaldığı bir gerçek. 2016 yılında Bozburun- Datça bölgelerinde yapılan jeofizik araştırma sonuçları olumsuz çıktı. Bölgede sürdürülebilir olmayan, yalnızca keson kuyularda kullanılabilecek su kaynakları saptandı. Bulunan kaynaklar şehir içine yöneltilebilecek kaynaklar değil. Karaköy'deki suyun Betçe'ye   götürülmesi için planlanan proje de ihale aşamasında durduruldu. Datça için çözümün Datça'da üretilmesi aşamasındayız.
Öncelikle Datça'nın yeraltı su deposunun olduğu Karaköy-Emecik-Reşadiye Bölgesi için belirlenen koruma tedbirleri uygulanmalı. Kuyular kayıt altına alınmalı, denetlenmeli.
Betçe Bölgesi için çalışmalarımızı deniz suyundan tatlı su elde edilip şebekede kullanılmasını içeren projelere yoğunlaştırdık. Birkaç farklı sistem ve proje var. Bölge coğrafyasına en uygun, turizmi etkilemeyecek projede karar kılarak uygulamaya geçireceğiz.
Su evrensel bir değerdir. Dünya Sağlık Örgütü, bir ailenin su giderinin, toplam gelirinin yüzde 3'ünü aşmaması gerektiğini tavsiye ediyor. Her bireyin yaşanabilir bir çevreye, suya ihtiyacı vardır. Su kaynağına uzak ya da yakın olunması suya ödenen paranın değişmesi için neden olamaz. O nedenle "tek fatura" esastır.
Su ve çevre konularındaki duyarlılığın artması çok sevindirici. Muğla ilimizde dört ilçede (Fethiye-Menteşe-Bodrum-Datça) etkin çalışmalar yapan su grupları var. Önümüzdeki günlerde bu gruplar buluşup deneyimlerini, bilgilerini paylaşabilir, ortak çalışmalar yapabilirler.
MUSKİ'nin bu ilçelerimizden bazıları ile okullarda yaptığı eğitim çalışmaları çok verimli oldu. 25 okulda, 6-11 yaş grubuna, çocukların kendi davranışlarından doğru ve yanlışları görebildikleri  sunumlar yapıldı. Su kullanma alışkanlıkları belli bir yaştan sonra değişmiyor. O nedenle tasarruf ve doğru kullanımla ilgili çalışmalarda hedef kitlemiz çocuklar. Onlar ailelerini de etkileyebiliyorlar. Önümüzdeki dönemde Datça'daki okullarda da bu çalışmayı yapabiliriz."















Belediye Başkanımız Gürsel Uçar: 
DATÇA'DA YAŞAYAN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUK,  KUYU AÇMANIN ÇÖZÜM OLMADIĞINI ARTIK BİLİYOR.

"Datça yağan yağmurların denize ulaşmasını önleyebileceğimiz coğrafyaya sahip."

PLANLANAN ÇALIŞMALAR:

-Datça Belediyesi-Muski ve Su Çalışma Grubu'muz önümüzdeki günlerde, risk altındaki bölgelerde bulunan kuyularda tuzluluk ölçümü yapacaklar.

-Sunum hazırlanarak okullardaki eğitim çalışmaları başlatılacak.

-Muski'nin önderliğinde diğer ilçelerdeki su grupları ile iletişim ve bilgi paylaşımları yapılacak.

-Şubat ayında Söğüt'te devreye girecek deniz suyundan tatlı su elde edilecek tesis gezilecek, bilgi alınacak.

14 Aralık 2018 Cuma

MESUDİYE DERELERİNİN  İZİNDE..

Bugün Mesudiye'de  kurumuş dere yataklarının izini sürdük. Mesudiye'de geçmişte çok güçlü olarak akan üç büyük dere ve kolları var. Ne yazık ki son yıllarda hiç biri akmıyor.
Derelerde yapılacak "yağmur suyu toplama" çalışmaları ile yeniden akabilirler.

Keşif gezimizde nerelerde, hangi yöntemlerle hasat çalışmaları yapabileceğimizi planladık, Mesudiye'de yaşayan arkadaşlarımızın yaptığı uygulamaları gördük.


Marie ve Tuğrul'un arazilerinde yaptığı
yağmur hendekleri
Meşe Çukuru'nda Yalçın arkadaşımızın
yaptığı yağmur hasadı uygulamaları

Kuru dere yatağında set çalışmaları
Antik çağlardan bugüne ulaşmış bir su kanalı




11 Aralık 2018 Salı

SINDI'DA SU SOHBETİ














Bugün Su Çalışma Grubu üyeleri, Kent Konseyi Başkanı Hayriye Balkan ve Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Necati Sağır'la birlikte Sındı sakinleriyle "Su" yu konuştuk.














Sındı su konusunda Datça'nın en problemli bölgelerinden. Özellikle yaz aylarında yaşanan su kesintilerinin yanısıra doğadaki bitki ve ağaçlardaki kurumalar kolayca gözlemlenebiliyor.

Sındılılar: 
"Akıp giden yağmur suyuna üzülüyoruz."

"Su bizim çok önemli sıkıntımız. Sındı'da derin kuyumuz yok. Yüzey kuyularımızdaki sular da çekildi. Yazın  su tankerle  geliyor köye. Son 10 yıldır doğadaki sandal  ve çam ağaçlarında kurumalar görüyoruz. Geçtiğimiz iki üç yılda kurumalar yoğunlaştı.

Eskiden temmuz ayına kadar akan derelerimiz vardı. Artık akarsuyumuz yok. Çünkü o zamanlar o kadar çok yağmur yağıyordu ki toprak doygundu. Artık o kadar yağmadığı için toprak doygunluğa ulaşmıyor, akarsuya dönüşmüyor. Oysa Sındı 282 metre rakımlı dağların eteklerinde kurulmuş olan bir köy. Çevremizdeki dağlardan suyun buraya akması lazım.

Yağmur suyu toplama bölgeleri veya gölet yapılması çok iyi olur. Köyümüzün konumu yağmur suyu toplanmasına uygun."

Önümüzdeki günlerde Sındı'da "yağmur suyu toplama yöntemleri" konulu bir bilgilendirme toplantısı ve uygulama çalışmaları yapacağız.

Bugün Sındı'dan sonra Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyemiz Necati Sağır'ın arazisinde yaptığı teraslama çalışmalarını inceledik, bilgi aldık. Yamaçları teraslamanın su toplanması  için  ne kadar önemli bir yöntem olduğunu gözlemledik.





2 Kasım 2018 Cuma

Prof. Dr. Beyza Üstün

"SUYU KORUMAK İSTİYORSAK ÖNCELİKLE O BÖLGENİN BİTKİ ÖRTÜSÜNÜ KORUMALIYIZ"














Su Çalışma Grubumuzun bu haftaki toplantısında Prof. Dr. Beyza Üstün konuğumuzdu. Prof. Dr. Beyza Üstün grubumuzun bugüne değin yaptığı çalışmaları ve elde edilen bilgilerle hazırladığı sunumu değerlendirdi.

"Su Çalışma Grubu'nun yaptığı çalışma büyük emek harcanarak, bilimsel veriler kullanarak, çözüm önerileri geliştirerek, grup üyelerinin ortak çalışmasıyla oluşturulmuş. Bu çabayı çok değerli buldum. 

Katkı olarak paylaşmak istediğim bilgiler ise şöyle sıralanabilir; 

Nüfus arttıkça sorunların da artacağını varsayan Malthus'çu yaklaşımı doğru bulmuyorum. Bir bölgenin nüfusu, belli zamanda ne kadar artarsa artsın, ortak düşünceyle üretilen  çözümlerle sorunlar  ortadan kaldırılabilir. 

Su yaşamsal bir gereklilik ve haktır. Sağlıklı yaşamanın gerektirdiği miktardan (günde kişi başı 150 lt.) tasarruf yapılmamalıdır. Daha az kullanım mutlaka sağlık sorunlarına yol açacaktır. 

Bir ürün "ne kadar pahalıysa o kadar az" kullanmayız. Bu nedenle kademeli tarifeler işlevsel olamamaktadır.

Suyu korumak istiyorsak öncelikle o bölgenin bitki örtüsünü korumalıyız. Doğal bitki dokusu o ekosistemin dokusudur. 

İnsan merkezli düşünme ve hareket etmenin sonuçları su kaynaklarının azalmasına, doğal bitki örtüsünün kurumasına yol açar. Ekosistemin hiç bir parçası yerinden oynatılmamalıdır. 

Yeraltı su kaynaklarının tuzlanması geri dönüşü olmayan çok önemli bir sorundur.

Hem tek tek evlerde hem de  kasabalarda, şehirlerde evsel atıkların doğru yöntemlerle, oksijen desteğiyle arıtılarak kullanılması en önemli kazanımdır ve yapılmalıdır. Evsel atıklar insanın üretimidir ve ağır metaller içermediği için basit yöntem ve çabalarla arıtılabilir. Bahçe ve bitki sulamasında kullanılabilir. Şehirlerde ise park ve bahçelerin, ormanlık alanların sulanması sağlanabilir. Dolaylı olarak akiferin beslenmesine yardımcı olur.

Su kaynaklarının korunması için;
  • Mera ve ormanların -çalılıklar dahil- korunması
  • Akifer yapının yüzey ve yeraltı akışlarının korunması
  • Uygun bitki örtüsünün korunması (çimlenme vb. bitkilendirmeden kaçınma)
  • Tarımın, geçimli küçük çiftçiliğin desteklenmesi
  • Erozyon önleme
  • Geçirimsiz zeminden kaçınma
  • Fiyatlandırma, ticarileşmeyi reddetme
  • Arıtılmış atık su kullanımı  gereklidir.
Su kullanımı ekonomik - politik bir stratejidir. Ortak akıl ve çalışmayla suyun metalaştırılmasının önlenmesi, yerinde ve yeterince kullanılması planlanabilir.





DOĞADA YAĞMUR HASADI UYGULAMALARI

Geçen haftasonu Dadosk (Datça Dağcılık ve Doğa Sporları Derneği) yürüyüş grubunun  Kargı Deresi - Kargı Yaylası - Palamutluk - Kargı gezisine katıldık.

Yürüyüş grubu üyelerine doğada yapılabilecek en basit yağmur hasadı yöntemlerinden olan "sel kapanları" nı anlattık. Birlikte uygulamalar yaptık.