Datça Kent Konseyi Su Çalışma Grubu olarak 27 Temmuz 2026’da gerçekleştirilen MUSKİ Katılımcı Bütçe Toplantısına katıldık. Toplantı sırasında zaman kısıtı yüzünden dile getiremediğimiz bazı görüşlerimizi MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Demirel'e ilettik.
Öncelikle Su Çalışma Grubu olarak Datça’daki suyun dağıtımı ile ilgili sorunlardan çok Datça havzasının su varlıklarının değişimi ve yönetimi ile ilgili çalışmalar yaptığımızı, Datça’daki su sorununa bakışımızın sahada çeşitli sorunlar yaşayan vatandaştan ve muhtarlardan biraz daha farklı bir seviyeden olduğunu belirttik.
Ardından 2 yılı aşkın bir zamandır imzalayamadığımız protokol kapsamındaki ihtiyacımız olan verileri sıraladık. Toplantıda kendisi bu bilgileri edinmek için protokole ihtiyaç duyulmadığını, MUSKİ'den talep etmemizin yeterli olduğunu, listeyi kendisine iletebileceğimizi belirtmişti.
Bu doğrultuda Datça’daki yeraltı suyu ile ilgili öngörüleri daha sağlam bilgilere dayandırabilmek için aşağıdaki (biraz daraltılmış) verileri talep ettik:
1. MUSKİ'nin Datça'daki işlettiği kuyu sayısı ve bu kuyuların aylık üretim miktarları
2. Kuyuların aylık statik ve dinamik seviyeleri ve debileri (eğer aylık ölçüm yapılmıyorsa Nisan ve Ekim ölçüm değerleri)
3. Datça Atık Su Arıtma Tesisinde aylık işlenen su miktarı
Buna ek olarak toplantı ile ilgili aşağıdaki düşünceleri paylaştık. Amacımız bundan sonraki toplantıların daha verimli yapılmasına katkı sağlamaktı.:
Toplantı şu andaki haliyle eldeki imkanlara göre ihtiyaçların nasıl ve hangi önceliklerle karşılanabileceğinin konuşulduğu bir toplantıdan çok vatandaşın şikayet ve bıkkınlıkları ile yetkilileri bombardımana tuttuğu bir hal alıyor. Bu şekliyle toplantı her iki taraf için de verimsiz oluyor. MUSKİ, gelecek planlarını yaparken Datça’daki bazı etkili STK’ların temsilcilerini planlama sürecinden daha fazla (ve önceden) haberdar ederek halktan daha anlamlı bir katılım sağlayabilir. Bu, vatandaş memnuniyetine büyük katkı sağlayacaktır.
Toplantıda Datça merkezde Atık Su Arıtma tesisine yakın 2000m3/gün kapasiteli bir desalinasyon tesisi ihalesinin 12 Ağustos'ta yapılacağını öğrendik. Kapasitesinin küçüklüğü yüzünden ÇED sürecine tabi olmayan bu tesis ile elde edilen suyun yeraltından elde edilen suyla karıştırılarak şebekeye verilmesi planlanıyor. Bu şekilde kireç probleminin bir nebze azalacağı öngörülüyor. Ayrıca arıtma sonunda çıkacak aşırı tuzlu suyun denize deşarjı sırasında atık su arıtma tesisinin deşarj suyu ile karıştırılarak seyreltilmesi planlanıyor.
Datça’da henüz kanalizasyon sistemine bağlı olmayan Kızlan, Emecik, Karaköy gibi mahallelerin mevcut arıtma tesisine bağlanması ve yarımadanın batısındaki mahalleler için paket desalinasyon tesisleri yerine merkeze bir desalinasyon tesisi tercih edilmesinde tercihi etkileyen ana etmenlerden biri bir kaç küçük işletme yerine merkezi bir işletmenin personel ve işletme giderlerinin daha düşük olacağı. Ancak merkezi çözümlerle gelen bazı dezavantajlar da var, örneğin mevcut atık su arıtma tesisinde arıtılan suyu denize deşarj etmek yerine karada kullanmanın getireceği ek yüksek maliyetler, özellikle suyu borularla taşıma maliyetleri, 2 terfi merkezinde ek kapasiteyi karşılamak için yapılması gerekecek kapasite artırımı ve iyileştirme, vs. Kızlan, Karaköy gibi tarımsal ağırlıklı mahallelerde lokal arıtma tesislerinden sağlanacak sulama suyunun bu projelerin fizibilitesini artırdığını düşünüyoruz. Bu sayede akiferden sulama kaynaklı çok büyük bir eksilme ortadan kalkmış olacak.
Dünyada özellikle çevre etkisi olan projelerde teknolojinin gelişmesi ve maliyetlerin düşmesi ile büyük merkezi projelerden küçük ve yerel projelere kayıldığı düşünülürse MUSKİ’nin de özellikle bu iki konuda, yani
Kızlan ve Karaköy mahallelerini mevcut atık su arıtma tesisine bağlamak yerine lokal arıtma tesislerinin kullanılması ve arıtılan suyun sulama amaçlı kullanılması
Betçe mahallelerine ana akiferden su taşımak yerine bu mahallelerde lokal desalinasyon tesisleri kurulması
projelerini bir kez daha değerlendirmesini su çalışma grubu olarak öneriyoruz.