MUSKİ'nin 27 Temmuz'da Datça'da yaptığı Katılımcı Bütçe toplantısında duyurduğu desalinasyon tesisi ile ilgili değerlendirmeler:
Toplantıda MUSKİ'nin Datça için bir desalinasyon tesisi ihale aşamasında olduğunu öğrendik. Projenin ihale aşamasına gelmeden önce sivil toplum örgütleri ve genelde halk ile paylaşılmamış olmasını, halkın sorunları sahiplenmesi ve çözümlerine katkıda bulunması açısından büyük bir eksiklik olarak yorumluyoruz. Günde yaklaşık 2000 m3 (yıllık 700.000 m3) tatlı su üretecek bir kapasite ile ÇED gerektirmeyecek şekilde tasarlanan tesisin gerek filtrasyondan arta kalan tuzlu suyunun deşarj edilmesinin, gerekse denizden su emiliminin çevresel etkilerinin değerlendirilebilmesi için bağımsız kişi ve kuruluşlardan alınmış olan görüşlerin halk ile paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Deşarj edilecek tuzlu suyun mevcut arıtma sisteminin deşarj suyu ile karıştırılarak seyreltilecek olması çevresel açıdan bir avantaj gibi görülse de bu konudaki tarafsız görüşlerin kamuoyu ile paylaşılması, konunun daha etraflıca değerlendirilmesini sağlayacaktır.
Öte yandan yıllık 700.000 m3’lük bir tatlı su kapasitesi yaratılmaya çalışılırken mevcut atık su arıtma tesisinin her sene artan ve 2025 yılı itibarı ile yaklaşık 4 milyon m3'lük arıtılmış suyunun denize deşarj edilmesi, çok büyük kaynağın değerlendirilememesi anlamına gelmektedir. Denize deşarj, denizel ekosistem için sakıncalar barındırdığı gibi Datça'da başka hiçbir kaynaktan elde edilemeyecek miktarda bir suyun israf edilmesi demektir. Datça yarımadası gibi yeni su kaynaklarına erişimin çok sınırlı olduğu bir bölgede arıtılmış suyun başta tarımsal sulama olmak üzere akiferin beslenmesi ve peyzaj sulama gibi alternatifler için öncelikli olarak değerlendirilmesi elzemdir.
Arıtılmış atık suyun sulama ve akifer beslemede kullanılması ile ilgili bir fırsat da, Kızlan ve Karaköy gibi henüz mevcut atık su arıtma sistemine bağlanmamış ve akiferin bulunduğu bölgede tarımsal üretim yapan mahalleleri merkezdeki tesise bağlamak yerine paket arıtma tesisleri ile bulundukları yerde arıtıp, arıtılmış suyun tarımsal sulama ve akifer besleme amaçlı kullanımını kolaylaştırmaktır.
Arıtma sisteminin suyunu tarımsal sulama veya akifer besleme amacı ile kullanmanın bazı maliyetleri olduğu açıktır. Mevcut arıtma sisteminin filtrasyonunun, tarımsal ve akifer besleme amacı ile iyileştirilmesi ve hedef mahallelere taşınması ek maliyetler getirecektir. Ayrıca Karaköy ve Kızlan mahallelerinde kurulacak paket arıtma sistemlerinin de ek işletme ve personel maliyetleri getireceği aşikardır. Ancak, bu mahallelerin mevcut sisteme entegresinde terfi istasyonu iyileştirmeleri gerekeceği, ayrıca tüm sistemde bir süre sonra kapasite artırım maliyetleri getireceği de bir gerçektir. Halihazırda zaman zaman sızıntı problemleri yaşayan bir sistemde kapasite artırımı yapmak yerine uzun vadede suyun daha iyi yönetilmesine izin verecek bir çözümün tercih edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Son olarak arazi yapısı nedeni ile yağan yağmurun büyük bir oranını yüzey akışı ve sellenme ile denize kaybeden Datça yarımadasında geniş arazilerde yağmur suyu hendekleri, su baskın düzlükleri, akışı yavaşlatacak mil bentleri ve akifer besleme kuyuları gibi tekniklerle yağmur suyu hasadı projeleri ivedilikle başlatılmalıdır. M3 başına çok düşük maliyetlerle ve uzun yıllar bakım gerektirmeden çalışacak bu hafriyat teknikleri ile hem Datça yeraltı su deposu daha fazla suya kavuşacak, hem de yaban hayatı ve doğal bitki örtüsü bu projelerden çok olumlu faydalanacaktır. Yağmur suyu hasadı ile daha iyi gelişecek bitki örtüsü, aynı zamanda daha fazla yağışın toprakta tutulabilmesi ve akiferin daha fazla beslenebilmesi anlamına gelecektir.
Yukarıda bahsedilen tatlı su kaynaklarının geliştirilmesine ek olarak Datça belediyesi ve MUSKİ eliyle su tasarruf tedbirlerinin uygulanması ve tasarrufun özendirilmesi, Datça'nın gelişim planları yapılırken su kaynaklarının daha akıllıca planlanmasını sağlayacak ve bu konudaki farkındalığı artıracaktır.